“Büyükanneyi tanıyor musun?” diye sordu safça, iri, kara gözleriyle ona bakarak. “Büyükannen mi?” “Pekala, evet – Büyükanne – bilirsin, ağı kim örer?
Şimdi benimle bu taraftan gel. Büyükannenin evine gel.” Yeraltındaydı, ama çok büyük, karanlıktı ve Büyükanne orada ortada, dokuma tezgahındaydı. Tepelerin, siyah yağmurun ve beyaz yağmurun bir halısını ya da battaniyesini yapıyordu, şimşekte dokuyordu.Onlar konuşurken örüyordu.’’
Ursula K. LeGuin
Buffalo Gals and Other Animal
Maya Takvimindeki 13 günlük Maymun dönemi tam da böyle bir başlangıç yapıyor. Bizi kendi içimizdeki dokuyucuya doğru götürmek üzere fısıldıyor. Bu 13 gün en önemlisi yaşam ağlarınınla kaderi yolunu ördüğünü hatırlamak olsun. Onun için arayışlardan sıyrıl, hangi yöne gideceğini aramaktan vazgeç ve şöyle bir elindekilerle, sahip olduklarınla neyi sunabilirsin onu düş’le.
Dokuyucunun en büyük yetisi, dokuma tezgahında daha bir ilmik bile atılmamışken dokumasının bitmiş halini görendir, o yüzden bu 13 gün öngörümüzü yükselten bir yerde duruyor. Elindekilerle düş’le sen tezgahında neyi dokumak istersin, uğraşın, zamanın, emeğin işte o düşlediğin için aksın, çıkrık durmadan dokusun yaşam ağlarını.
Eğer o tezgahın başına bir düşün olmadan oturursan, o çıkrık kendi başına dönmeye başlar, her gelen etki ile yaşam ağlarına iplikler katılır, Kader Tanrıçaları işi devralır. Şimdi geç çıkrığın başına, dönsün yaşam çarkın, kalbinden gelenler örülsün yoluna.
Bu 13 gün tamamlanırken ise yepyeni bir konsept olarak yağacak yıldızlardan ördüklerin, o zaman ihtiyacın olan tüm bağlantılar için de vakit gelecek, şimdilik bir dokuyucu olarak, neyi ördüğünün hatırında ol.
Mavi’yle.